KENTTE YAŞADIKÇA KANIYORUM (YENİ)

şehri bir anne sayıp emerdim

emdikçe şehir büyürdü gözlerimde

bu kentte yaşadıkça kanıyorum

elmalarımı arıyorum

 

yorgun ve çıplak akşam vakitlerinde

oturup sedirin üstüne kalbinin atışlarını dinleyen

sırça köşkün en masum köşesinde

şehrin koyu keskin ucunu düşleyen

saçlarını elleriyle onaran

kara düşüncelerini ipek mendillerden uzaklaştırıp

yalnızlığını tatlı su balıklarına kaptıran

akşamcı minibüslerinde uyuklayan

arabesk şarkıları mücadeleci ruhuna aykırı bulan

direnişi meydanlara taşıyan ütopyaların

en kutsal bireyi ben miyim diye

sorgular bir yargıç gibi

 

bilmeden gelip düştüğü karanlık

şehrin bilmeceleri olsa gerek bunlar

onun şehri kent olmuş şimdi

bahçeli evinin elmalarını haylaz çocuklar yerine

kent hırsızları koparıyor aşırıyor çalıyorlar

 

elmalarımı çalan hırsızlar  

şehrimi çalan hırsızlar

kenti çalan hırsızlar sizi kim doğuruyor

/ ben hiç anne olmadım ki /

 

kentin en soğuk anlarında terliyor tırnaklarım

ayaklarım çığlık çığlık kaldırımlarda

sana gelen yollarımı kesmiş

modern haramiler ağlayamıyorum

sorup sorup da Bağdat’ ı bulamıyorum

 

şehri bir anne sayıp emerdim

emdikçe şehir büyürdü gözlerimde

bu kentte yaşadıkça kanıyorum

elmalarımı arıyorum

 

ben onarırken kenti çalan kim

 

cırcır böceklerini çam kokularını

elma bahçelerini gelincik tarlalarını

börtü böcekleri toprak yolları

yamalı elbiseleriyle erkencecik koşuşturan işçileri

aradı ilkin

baktı kentin en içine baktı

durdu baktı saatlerce baktı günlerce aylarca baktı

baktıkça aylar yılları doldurdu

yine baktı baktıkça sordu

şehri kim çaldı benden beni kim çaldı

beni benden kim çaldı

 

elmalarımı çalan hırsızlar  

şehrimi çalan hırsızlar

kenti çalan hırsızlar sizi kim doğuruyor

/ ben hiç anne olmadım ki /

şehri bir anne sayıp emerdim

emdikçe şehir büyürdü gözlerimde

bu kentte yaşadıkça kanıyorum

elmalarımı arıyorum

Mustafa KÜÇÜKTEPE