İNKA MAĞARALARI

gecenin soyutlanmış renkleri
ilmik ilmik örer imgelerini
yüreğimin üstüne
uzak düşüncelerle savrulur insan
inka mağaralarının  
resimli dehlizlerinde
ürpertiyle açar gözlerini
gözleri ışıl ışıldır
resimlere renk katar
cümbüş olur tarihin en uzak iklimleri

sorular sorular vardır
tabletler üzerinde çözülmemiş
uzanır modern çağın bilgelerine  
el kadar yakındır kalbim kadar uzak
gün bitiminden  sonra
bezginlik başlar ufukta
heyecanlar dinmiş
dağlara çarpan dalgalar yok
şiddetli duygularla örülü denizlerde
kimseler yok
narin sevinçler kalmış köpükler üzerinde
bir de balıkçı tekneleri

korku ve öfke saçıyor
nehrin kabaran suları  
titriyor ayakları taş köprülerin
ağaçlar
kaderini  paylaşıyorlar ırmağın
toprak
hüzünleri biriktirmiş köklere
gökyüzünden imdat bekleyen
sevgi kuşları birer birer kayıp
çığlıklar
denizden duyulurcasına sessiz

heyecanlar hezeyanlar
kalp titremeleri solumalar
ürpertiler
korkutuyor gözlerini
rüzgar
deniz
ırmak ve sel  
sonu yok bu gecede sonsuzluğun
inka mağaraları
hep böyle sessiz
hep böyle kimsesiz