AĞLAMA BEBEĞİM

bir gün gelir neden doğduğunu
anlarsın bebeğim anlarsın
sen de çıkarsın bu yokuşu bu merdivenleri
senden önce çıkan bebekler gibi terlersin
anlarsın neden çıktığını
gün gelir
anlarsın bebeğim neden başımıza dolular yağdığını
düşen her bir tanenin beyinleri çatırdatıp dondurduğunu

gün gelir anlarsın bebeğim
bizler karlar arasında donarken
çam ağaçlarının yeşil kalmasını
bu dar bu patika yollarda
neden paltosuz yürüdüğümüzü

anlarsın bebeğim
ıslak kalplerimizin hangi papatyalara
hangi kardelenlere umut çektiğini

günler gelir günler geçer bu ırmak yataklarından
saçların uzar yeni ayakkabılar giyersin
fötr şapkalı insanlar görürsün
şato mu desem villa mı desem bilmem
deniz gören yerlerde oturan
arabaları ne model
anlarsın bebeğim açlıktan ölen insanların halini

öğrenirsin bebeğim
ırmak kenarlarında güneşlenmeyi
kumdan tepeler yapmayı balık tutmayı
yüzmeyi

anlarsın bebeğim anlarsın
hangi kralın çıplak olduğunu
kara bulutlardan
yağmurun toprağa neden düşmediğini

gün gelir gökdelenler görürsün
metropollerde yaşarsın

gün gelir
çiçeklerin yankılanan hüznünü duyarsın
şarkılar okursun gökyüzünden
kızların gözyaşlarını kadınların çilekeşliğini

anlarsın bebeğim
toprağın yağmura duyduğu özlemi
anlarsın bebeğim

gün gelir
yol kenarlarında yoksul çocuklar görürsün
sahipsiz
için burkulur gözlenir nemlenir
acıyla parçalanırsın

gün gelir
kıyamet türküleri söylenir kalplere yazılır

anlarsın bebeğim
yakında kıyamet kopacağını

gün gelir
sen de büyürsün bebeğim
hele bir büyü bebeğim
sen şimdi ağlama bebeğim
daha çok ağlayacaksın büyüdükçe
hayatın kan revan olacak belki de
tebessüm silinecek lügatlerinden
annenden ayrılacaksın babandan
sen yine de ağla bebeğim

gün gelir
her şeyi anlarsın bebeğim

sen yine de umut içinde ol
güzelce yaşa
yaşa ama üzülmeden ağlamadan
güzelce yaşa bebeğim
destanlar yazdır çağlayanlara
 
 

Mustafa KÜÇÜKTEPE

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız